İDEAL SATIŞIN PEŞİNDE….

İDEAL SATIŞIN PEŞİNDE….

Yeni bir yüzyıl; bambaşka, yeni bir çağ. İnsanlığın belki çok da hazır olmadığı bir dönemden geçiyoruz. Baş döndürücü bir hızı var. Hem de hiçbir çağda olmadığı kadar kontrol dışı bir hız. Yıllarını elbirliğiyle çoktan tüketmeye başladık. Bu dönem hayatımızda sadece takvimde yazan tarihleri değil tüm yaşam tarzımızı da değiştirmeye kararlı. Bu dönemi yaşamanın zevkiyle birlikte, birkaç yıllık teknolojik ilerlemenin son yüzyıla taş çıkartan hızı, iletişimin takip etmesi güç renkliliği, farkında olsak da olmasak da yepyeni bir nesil yaratıyor. İnsan evriminin bambaşka bir aşamasındayız. Klavye önünde elleriyle konuşan, ekran karşısında gözleriyle dinleyen bambaşka bir insan nesli oluşuyor. Bir önceki nesilse radyo ve televizyondan bu noktaya nasıl ulaştığımızı anlama ve olan bitene adapte olma çabası içinde.

 

Teknolojinin etkisiyle artık çemberin yerinde çevrim var. Eski bir şarkının yeni versiyonu “Ya içindesin çevrimin ya da dışında”.

 

Madalyonun diğer yüzündeyse küresel ısınma, yaşlanan ve kalabalıklaşan dünyayı besleme kaygıları ve şehir insanının, sanal hayatların baş edilemez yalnızlığı var. Doğallıktan ve sadelikten her geçen gün uzaklaşıyor oluşumuz da cabası. Dünya iyiye doğru mu dönüyor, yoksa döndükçe kendini mi tüketiyor? İşte size zor bir soru.

 

Günümüz insanının içinde bulunduğu koşullar bunlar.”İdeal Satış” satış kavramını bu koşullar altında arıyoruz.

 

Her konuda olduğu gibi satış dünyası açısından bakıldığında da; satış yapmak 50 yıl önce de zordu, 20 yıl önce de, bugün de zor. Ya da satış yapmak 50 yıl önce de kolaydı, 20 yıl önce de, bugün de kolay. Günün şartları, sert rekabet ortamı, elinizdeki imkânlar, müşterinin profili ve tabii ki satış profesyonelinin içinde bulunduğu ruh hali ve koşullar durumu zorluk ya da kolaylık olarak tanımlamamızı sağlıyor. Bardağın yarısı dolu, diğer yarısı boş. Siz nasıl görmek, düşünmek isterseniz!

 

Geçmişi iyi bilen, ondan dersler çıkaran; gelecek için planlar yapan, çekinmeden hayaller kuran ama bugünü anlayan, hakkını vererek yaşayan herkes, yaptığı iş ne olursa olsun, başarının anahtarını elinde tutar.

 

Basit midir? Elbette değil. İmkânsız mıdır? Elbette değil.

 

Kolay, zor; basit veya imkânsız. Nasıl görmek, düşünmek isterseniz!

 

Piyasada satılan onlarca, yüzlerce kitap var. Kimi felsefe temelli; kimiyse liderlik, sosyal hayat ve iş yaşantısında başarı odaklı temalarıyla öne çıkıyor.

 

Hangi ekonomi dergisine baksanız, hangi satış kitabını elinize alsanız, hangi internet forumuna girseniz ya da hangi seminere, eğitime katılsanız bu konuda yeni bir şey anlatabilmek adına müthiş bir mücadele ve müthiş bir pazarlama almış başını gidiyor. Hepsi yararlı ve hepsi de kendince doğruyu söylüyor. Takip etmenin mutlaka yararı olacaktır.

 

Peki bu konuda söylenecek tüm sözler tükendi mi? Her model, her eğitim, her makale niçin artık bu kadar birbirine benzer hale geldi? Niçin benzer melodisi olan, tanıdık, popüler şarkılar dinliyoruz sürekli?

 

Net bir cevabı var bu sorunun. Söylenecekler bitmedi!!! Hem hatırlamamız, hem de keşfetmemiz gereken sözler var. Farklı bir alanda yapılan örnek bir keşif, bizi cesaretlendirdiği gibi kendi alanımızda da söylenecek daha çok şey olduğunun bir kanıtı adeta.

 

Ülkemiz sınırları içerisinde, Şanlıurfa yakınlarında, bizi MÖ 12.000 yılına kadar götüren arkeolojik bir keşif gerçekleşti. Ve böylece dünya Göbeklitepe’yi tanıdı. Göbeklitepe, bildiğimiz medeniyetler tarihini değiştiriyor. Sümerler’e meydan okuyor. Mısır piramitlerine yukarıdan bakıyor. Bildik ezberleri bozuyor. Çünkü insan araştırıyor; insan öğreniyor ve gelişiyor. Hem özünü keşfediyor, hem de kendisini geleceğe hazırlıyor.

 

Dünya tarihi böylesi yeni bulgularla değişirken bizim satış dünyamızın değişmemesi mümkün mü peki? İnsan odaklı her alanda olduğu gibi, satış konusunda da daha iyisini yapmak mümkün ve halen söylenecek çok güzel şeyler var. Tıpkı Göbeklitepe keşfinin beklenmedik bir anda dünyaya yeni veriler sunması gibi.

 

Sorular, arayışlar ve bilinmeyenlerle dolu, üstelik sürekli değişen bir satış dünyası. Sürekli değişiyor, çünkü merkezinde insan var. Bu kitabın odağında insanı tanımak, satış profesyonelinin öncelikle “kendini bilmesidir”. İnsanı tanımak, bizim için “satış profesyonelinin müşteri algısını doğru yönetebilmesidir”.

 

Şu ana kadar çok denenmemiş olan da işte tam olarak budur: Teori ve pratiği birleştirmek. Bu yolla hem insanı tanımaya çalışmak, hem de bunu başarısı kanıtlanmış alan teknikleriyle birleştirmek.

 

İster işe yeni başlamış, ister bu yolda onlarca ayakkabı eskitmiş olsun, iyi bir satış profesyonelinin ihtiyacı, çağın gereklerine uygun, dengeli, ideal bir modeli yakalayabilmektir.

 

Bu modelin anahtarları da şöyledir:

 

Soyutu Algılamak

 

Somutu Uygulamak

 

İdeal bir satış profesyonelinin bu soyut ve somut kavramları özünde barındırması gereklidir.. İdeal satış, ideal sonuçlar, ideal bir iş hayatı için…

Selman YAŞAROĞULLARI
Selman YAŞAROĞULLARI Yönetici, Yazar, Eğitmen

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SON MAKALELER